İçeriğe geç
Gündem

Bugünün yalnızlığı, insanlar arasında insansız kalma hali!

Bugünün yalnızlığı, insanlar arasında insansız kalma hali!

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “11 Temmuz Yalnızlar Günü” dolayısıyla modern yaşamın yalnızlığı kaçınılmaz bir kader haline getirip getirmediğini değerlendirdi.

Yalnızlık modern dünyanın ürettiği sosyal bir sonuç

Yalnızlığın insanlık tarihi kadar eski bir duygu olduğunu, ancak modern dünyada farklı bir boyut kazandığını ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti:

“Bu yüzden yalnızlık sadece kişinin iç dünyasında yaşadığı bireysel bir his olarak görülemez. Kentleşme, göç, aile yapısındaki dönüşüm, bireyselleşme, rekabetçi eğitim ve çalışma hayatı, dijitalleşme ve gündelik ilişkilerin yüzeyselleşmesi bu duyguyu besleyen başlıca toplumsal koşullar arasında yer alıyor. Bu nedenle modern yaşamda yalnızlık kaçınılmaz bir kader değil; daha çok içinde yaşadığımız sosyal düzenin ürettiği bir sonuçtur. İnsan kalabalıklar içinde, iş yerinde, okulda, sosyal medyada görünür olabilir; fakat kendini gerçekten anlaşılmış, duyulmuş ve kabul edilmiş hissetmeyebilir. Bugünün yalnızlığı biraz da ‘insanlar arasında insansız kalma’ halidir.”

Dünya Sağlık Örgütü’nün yalnızlığı artık küresel ölçekte ciddi bir sosyal ve sağlık sorunu olarak ele almasının da bunun tesadüf olmadığını gösterdiğini dile getiren Süleymanlı, “Yalnızlık sadece ruhsal bir kırılganlık değil; bedensel sağlık, yaşam kalitesi, eğitim, çalışma hayatı ve toplumsal bağlılık üzerinde etkili olan çok boyutlu bir meseledir.” dedi.

Sürekli bağlantı, gerçek bağ anlamına gelmiyor!

Dijitalleşmenin insanlara daha fazla iletişim kurma imkânı sunduğunu ancak bunun her zaman gerçek ilişki anlamına gelmediğini söyleyen Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Sosyal medya sayesinde insanlar sürekli çevrim içi, sürekli görünür, sürekli erişilebilir hale geldi. Ancak bu görünürlük çoğu zaman derin bir yakınlık üretmiyor. Kısa mesajlar, emojiler, beğeniler ve hikaye paylaşımları gerçek sohbetin, yüz yüze temasın ve duygusal paylaşımın yerini tam olarak dolduramıyor.” diye konuştu.

Yalnız bireylerin sosyal medyaya daha fazla yöneldiğini, ancak sosyal medyanın aşırı ve yüzeysel kullanımının da yalnızlığı artırabildiğini belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Burada çift yönlü bir süreç var. Yalnız insanlar sosyal medyaya daha fazla yönelebiliyor; fakat sosyal medyanın aşırı ve yüzeysel kullanımı da yalnızlığı derinleştirebiliyor. İnsan başkalarının hayatını daha parlak, daha sosyal, daha başarılı gördükçe kendi hayatını eksik hissetmeye başlıyor. Bu da yalnızlığı sadece artırmıyor, aynı zamanda görünmez bir karşılaştırma baskısına dönüştürüyor.” ifadesinde bulundu.

Yapay zekâ, gerçek ilişkinin yerini almıyor!

Son dönemde yapay zekâ destekli sohbet uygulamalarının da yalnızlık tartışmalarının önemli bir parçası haline geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Yapay zeka araçları kriz anlarında insana duymak istediği cümleleri söyleyebiliyor; yargılamadan dinliyor, şefkatli cevaplar veriyor, duygusal destek hissi oluşturabiliyor. Bu, geçici olarak rahatlatıcı olabilir. Fakat insan, gerçek ilişkilerin yerine uzun süre yapay zekayla konuşarak yalnızlığını gidermeye çalışırsa, bu durum tıpkı sosyal medyada olduğu gibi yalnızlığı daha da derinleştirebilir. Çünkü insanın asıl ihtiyacı sadece cevap almak değil; gerçek bir insan tarafından görülmek, duyulmak ve önemsenmektir.” şeklinde konuştu.

Kalabalık şehirlerde görünmezlik, küçük yerleşimlerde anlaşılmama duygusu…

Yalnızlığın büyük şehirler ile küçük yerleşim yerlerinde farklı biçimlerde yaşandığını belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Büyük şehirlerde yalnızlık daha çok kalabalık içinde görünmez kalma biçiminde yaşanıyor. İnsan her gün binlerce kişiyle aynı metroya biniyor, aynı caddelerden geçiyor, aynı apartmanda yaşıyor; fakat çoğu zaman kimseyle gerçek bir bağ kuramıyor. Büyük şehir insana özgürlük ve hareketlilik sunarken, aynı zamanda ilişkileri daha geçici, daha mesafeli ve daha işlevsel hale getirebiliyor.” dedi.

Küçük yerleşim yerlerinde yaşanan yalnızlığa da işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, “Küçük yerleşim yerlerinde ise sosyal kontrol daha güçlü, insanlar birbi

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayımlanmaz. Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır. Hakaret, küfür, suç unsuru ve kişilik haklarını ihlal eden yorumlar yayımlanmaz.