DOLAR 48,81330,05%
EURO 55,8860-0,16%
ALTIN 6.808,69-0,09
BITCOIN 42123700.51703%
Kırşehir
21°

PARÇALI BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

Şiddet ve suç genetik mi?

Şiddet ve suç genetik mi?

ABONE OL
21 Ağustos 2026 17:47
Şiddet ve suç genetik mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddet ve şiddet psikolojisi konusunu değerlendirdi.

Medya görünürlüğü şiddeti hem artırıyor hem duyarsızlaştırıyor

IPSOS’un 29 ülkede yaptığı araştırmalara atıf yapan Prof. Dr. Tarhan, çalışmalara göre şiddetin istatistiksel olarak da arttığını ve medyanın bu süreçteki rolünü şöyle değerlendirdi:

“Şiddet olayları medyanın yaşamsal gıdası. Çünkü sıra dışı olaylar izlenirliği artırıyor. İnsan biyolojik olarak olumsuza daha duyarlıdır. Medya bunu farkındalık oluşturmak amacıyla yaptığında bile, görüntülerin sık tekrarı insanlarda duyarsızlaşmaya yol açıyor. Bazı kişiler şiddeti model alıyor, bazıları ‘kötü dünya sendromu’ dediğimiz bir kaçınma davranışı geliştiriyor, bazı gençler saldırganlaşıyor, bazıları ise depresifleşiyor.”

Günümüzde en çok artış gösteren şiddet türünün sosyal şiddet olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Empati eksikliği ve alkol, madde bağımlılığı olan kültürlerde şiddet ciddi biçimde artıyor. Yasaklı maddelerin kullanımı, insanın hem kendisine hem çevresine zarar verme eğilimini güçlendiriyor. Bu kültürlerde şiddet cezasızlık algısıyla birleştiğinde, zorbalık normalleşiyor. Kişinin kendine zarar verme özgürlüğü bile olmamalı” dedi.

Utanma duygusu zayıfladıkça saldırganlık artıyor

Şiddetin kültürel boyutuna da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Utanma duygusunun zayıfladığı toplumlarda saygı azalıyor” ifadesinde bulundu. Japon kültüründe utancın yüceltilmesi dolayısıyla şiddetin düşük düzeyde seyrettiğini belirten Prof. Dr.  Tarhan, şu örneği verdi:

“Japonya’da toplum önünde mahcup olma duygusu öyle güçlü ki, kişi utançtan intihar edecek noktaya gelebiliyor. Bu kültürsel kontrol mekanizması sosyal düzeni koruyor. Ancak yeni kuşaklarda utanma duygusu zayıfladıkça, empatiyle birlikte saygı da eriyor. Çocuk başkasının hakkını, eşyasını umursamamayı normal görmeye başlıyor. Empati ve utanma duygusu zayıfladıkça saldırganlık artıyor.”

‘Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma’ kuralı

Prof. Dr. Tarhan, toplumsal çözülmenin temelinde benmerkezcilik ve nemelazımcılığın hızla yayılmasının yattığını ifade ederek, “20 yıl sonra biz de Batı’daki benmerkezci, duyarsız kültürle karşı karşıya kalabiliriz. ‘Başkası açlıktan ölse bana ne, ben tok olduktan sonra’ anlayışı yayılıyor. Bu yaklaşım küresel bir tehdit. 1993’te Chicago’da toplanan Dünya Küresel Ahlak Deklarasyonu’nda, ‘Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma’ kuralı evrensel olarak vurgulanmıştı. Bugün yeniden buna ihtiyaç var.” şeklinde konuştu.

İnsan beynindeki algoritmayı yeniden yazabilir

Şiddet eğilimlerinin değiştirilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, beynin epigenetik ve nöroplastik yapısına dikkat çekti. Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:

“İnsanın beynine bir düşünce girdiğinde, o düşünceye duygu eklenirse inanç haline gelir. Altı hafta sürdürülürse alışkanlık, altı ay sürdürülürse kişilik haline gelir. Yanlış bir düşünce fark edildiğinde, kişi beynindeki algoritmayı yeniden yazabilir. Buna ‘reprogramming’ diyoruz. Alternatif düşünce teknikleri, stresle başa çıkma biçimlerini değiştiren zihinsel esneklik, şiddet eğilimlerini dönüştürmede çok etkili.”

Prof. Dr. Tarhan, beyni en aktif tutan şeyin sadece bilgi öğrenmek değil, öğrenileni deneyimlemek ve anlatmak olduğunu dile getirdi ve “Beyin ‘ya kullan ya kaybet’ kuralıyla çalışır. Yeni deneyimlere açık, rutini kıran kişiler Alzheimer’a bile daha dirençli. Sürekli aynı şeyi yapan, düşünmeyen, sorgulamayan kişilerde ise beyin yolları körelir.” dedi.

Şiddetin arkasında depresyon ve stres var

“Erkek şiddetinin önemli bir kısmı aslında klinik vakalar” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Birçok erkek öfkesinin farkında değil, aslında depresyon yaşıyor. Kadın duygularını ağlayarak dışa vururken, erkek öfke yoluyla ifade ediyor. Şiddet, çoğu zaman depresyonun dışavurum biçimi. Stres seviyesi küresel olarak çok yüksek. İnsan beyni her gün aslanla karşılaşmış gibi tehdit algısı içinde yaşıyor. Bu biyolojik stres yükü, şiddeti ve intiharı artırıyor.” diye konuştu.

Dünya genelinde intihar oranlarının özellikle gençlerde hız

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

SON DAKİKA HABERLERİ

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.