İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Planlama Ajansı’nın paydaşları arasında yer aldığı Avrupa Birliği destekli “İklime Hazır İzmir: Direnç Stratejisinin Geliştirilmesi (CRIZ-ERS)” projesinin kapanış konferansında, kentin iklim geleceğine ilişkin kapsamlı analizlerin sonuçları paylaşıldı. Çalışmalarda sıcaklıkların 4 ila 5 derece artabileceği, aşırı yağışların yüzde 40’a kadar yükselebileceği, sıcak hava dalgalarının 90 güne kadar uzayabileceği ve deniz seviyesinin en kötü senaryoda 1,7 metreye kadar yükselebileceği ortaya konuldu.
İzQ İnovasyon Merkezi’nde düzenlenen CRIZ-ERS Projesi Kapanış Konferansı’nda iklim değişikliği, afet riskleri, kent dayanıklılığı ve iklim yönetişimi konuları ele alındı. Yaklaşık iki yıldır yürütülen proje kapsamında İzmir’in iklim riskleri il ve ilçe ölçeğinde analiz edilirken, risklere karşı geliştirilecek uyum ve direnç stratejileri de değerlendirildi.
Velibeyoğlu: Çözümün merkezinde topluluk var
Konferansın açılışında konuşan İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, iklim krizinin yalnızca teknik yatırımlarla çözülemeyeceğini, toplumsal davranış değişikliğinin ve ortak hareket kültürünün en az altyapı yatırımları kadar önemli olduğunu söyledi. İklim değişikliğinin çok boyutlu bir kriz haline geldiğini belirten Velibeyoğlu, “Uluslararası hedefler önemli ancak yerel çözümler ve yerel iş birlikleri de belirleyici. Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler ve özel sektör arasında daha güçlü iş birliği mekanizmalarına ihtiyaç bulunuyor. Küçük ölçekli başarılı projeler çoğu zaman büyüyemiyor ve kalıcı politikalara dönüşemiyor. İzmir’de yürütülen Yurttaş Meclisleri çalışmaları ilk olarak sınırlı ölçekte başladı. Bugün 30 ilçeye yayıldı. Su, gıda, enerji, kültür ve sağlık gibi başlıklar doğrudan yurttaşlarla birlikte ele alınıyor. Yürütülen çalışmalarda ortaya çıkan en önemli kavram ise ‘topluluk’. İklim krizine karşı dayanıklılık ancak güçlü topluluklar ve ortak hareket etme kültürüyle mümkün olacak” dedi.
İzmir Avrupa’nın öncü iklim kentleri arasında
İzmir Planlama Ajansı İklim Yönetişimi Uzmanı Berkay Yılmaz ise Avrupa Birliği İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu kapsamında yürütülen çalışmaları anlatarak, “Avrupa Birliği 2030 yılına kadar 112 öncü kent oluşturmayı hedefliyor. İzmir ise 370 kent arasından seçilen şehirlerden biri. Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkeler için ayrılan 12 şehirlik kontenjan içerisinde yer alan İzmir, İstanbul ile birlikte Türkiye’yi temsil ediyor. İzmir tarım, turizm, sanayi ve liman kenti özelliklerini aynı anda taşımasının yanı sıra yüksek yenilenebilir enerji potansiyeli sayesinde öne çıkıyor” diye konuştu.
Avrupa Birliği’nin misyon yaklaşımını yerelleştirmek amacıyla çalışmalar yürüttüklerini de anlatan Yılmaz, hazırlanan kentsel politika notları kapsamında İzmir’in karşı karşıya olduğu 10 temel zorluğun tanımlandığını söyledi. Bu başlıkların “İzmir’in 10 Misyonu” olarak belirlendiğini ifade eden Yılmaz, İzmir Misyon Laboratuvarı (M-Lab) bünyesinde yürütülen tüm çalışmaların bu öncelikler doğrultusunda şekillendirildiğini belirtti.
Yılmaz, İzmir Misyon Eylem ve Uygulama Platformu’nun (EMRAP) kentteki iklim dönüşümünün koordinasyon merkezi olarak görev yapacağını söyleyerek, “Platforma dahil olan kurumlar kendi faaliyet alanlarında iklim hedefleriyle uyumlu yol haritaları hazırlayacak. Bu çalışmalar kurumların stratejik planlarına da entegre edilecek. Avrupa Birliği’nin yeni yaklaşımında yalnızca belediyelere görev verilmiyor. Tüm kent ekosistemi sürece dahil ediliyor” şeklinde konuştu.
Üç aşamada yürütüldü
Projenin çıktılarını paylaşan Dr. Çağrı Tükel ise “İklime Hazır İzmir: Direnç Stratejisinin Geliştirilmesi” projesinin üç aşamada tamamlandığını anlattı. İlk aşamada İzmir genelindeki iklim tehlikeleri ve risklerin değerlendirildiğini belirten Tükel, ikinci aşamada çalışmaların Konak ilçesi ölçeğine indirildiğini, üçüncü aşamada ise belirlenen risklere karşı geliştirilebilecek uyum ve adaptasyon eylemlerinin ele alındığını söyledi. İzmir genelinde sıcak hava dalgaları, tarımsal kuraklık, taşkınlar, deniz seviyesindeki yü
