Antibiyotik direnci, günümüzde küresel sağlık sistemlerinin karşı karşıya olduğu en ciddi tehditlerden biri olarak kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl yaklaşık 1,27 milyon insan doğrudan antibiyotik direnci nedeniyle yaşamını yitiriyor. Uzmanlar, etkili önlemler alınmadığı takdirde bu sayının önümüzdeki yıllarda çok daha yüksek seviyelere ulaşabileceğine dikkat çekiyor. Sorunun temel nedenlerinden biri ise enfeksiyon tedavisinde çoğu zaman doğru antibiyotiğin hemen belirlenememesi ve hastalara geniş spektrumlu ilaçların deneme-yanılma yöntemiyle verilmesi. Bu yaklaşım, hem hastanın tedavisinin gecikmesine hem de bakterilerin zamanla ilaçlara karşı direnç geliştirmesine yol açabiliyor.
Bu önemli soruna çözüm olabilecek yeni bir teknoloji ise Acıbadem Üniversitesi’nde geliştirildi. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz ile Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özge Can’ın kurucusu olduğu ve Acıbadem Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde yer alan Bio-T Biyoteknoloji Çözümleri ve Üretim A.Ş.’de geliştirilen “Hızlı Antibiyotik Duyarlılık Testi”, hastadaki bakterinin hangi antibiyotiğe duyarlı olduğunu çok kısa sürede belirleyebiliyor. Testte, antibiyotiğin etkisiyle ölen bakteriler özel bir boya sayesinde ışık veriyor; böylece hangi antibiyotiğin işe yaradığı hızlı ve net bir şekilde anlaşılabiliyor. Bu hızlı antibiyotik duyarlılık testi sayesinde, normalde bir gün sürebilen antibiyotik duyarlılık belirleme süreci 15-90 dakikaya indirilebiliyor. Laboratuvar çalışmaları tamamlanan testin yakın zamanda sağlık sisteminde kullanıma girmesi hedefleniyor.
Antibiyotik İşe Yaradığında Işık Saçan Bakteriler
Geliştirilen test, enfeksiyon etkeni bakterinin farklı antibiyotiklere duyarlılığını hızlı bir şekilde saptayarak hastaya hangi ilacın etkili olacağını ortaya koyuyor. Böylece hekimler, vakit kaybetmeden hastaya doğru ve etkili tedaviyi başlatabiliyor. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz yöntemi şu şekilde anlatıyor: “Bu yöntemde, bakterinin hücre zarından canlıyken içeri giremeyen özel bir boya kullanıyoruz. Bakteri, antibiyotiğin etkisiyle öldüğü anda hücre zarı geçirgen hale geliyor ve bu boya bakterinin içine sızıyor. İçeri giren boya, bakterinin DNA’sına bağlandığında ışık yaymaya başlıyor. Bu sayede bakterinin ölüp ölmediğini çok kısa sürede anlayabiliyoruz. Klasik testlerde ise bakterinin çoğalmasını ve besi yerinde gözle görülür bir bulanıklık oluşturmasını beklemek gerekiyordu. Bu da zaman kaybına yol açıyordu. Bizim geliştirdiğimiz yöntemde ise bunu beklemeye gerek kalmıyor; bakteri öldüğü anda boya içeri giriyor ve hemen ışık sinyali veriyor.”
Antibiyotik direnci olduğunda ise bakterinin hiç tepki vermediğini söyleyen Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Eğer bakteri kullanılan antibiyotiğe dirençliyse ve ölmezse, boya hücre içine giremiyor ve herhangi bir ışık oluşmuyor. Bu durumda da o antibiyotiğin etkisiz olduğunu, o hastada işe yaramadığını, yani bakterinin dirençli olduğunu hızlıca saptayabiliyoruz” şeklinde konuşuyor.
Saatler İçinde Doğru Tedaviye Başlanıyor
Özellikle hastane enfeksiyonlarının yaygın olduğu ve çoklu ilaç direncine sahip mikroorganizmaların giderek arttığı günümüzde bu tür hızlı tanı yöntemleri büyük önem taşıyor. Yoğun bakım ünitelerinde ya da bağışıklık sistemi zayıf hastalarda, doğru antibiyotiğe hızlı ulaşmak, tedavinin başarısını doğrudan etkileyen kritik bir faktör olarak görülüyor.
Geliştirilen teknolojinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, klasik yöntemlerde antibiyotik duyarlılığını belirlemenin oldukça zaman aldığını vurgulayarak, “Bugüne kadar bir bakterinin hangi antibiyotiğe duyarlı olduğunu anlamak için en az bir gün beklemek zorunda kalıyorduk. Geliştirdiğimiz hızlı antibiyotik duyarlılık testi sayesinde bu süreyi bir buçuk saatten kısa bir süreye indiriyoruz. Bu da enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde çok önemli bir zaman kazancı anlamına geliyor” diyor.
Gereksiz Antibiyotik Kullanımına Karşı Güçlü Adım
Yanlış ya da gereksiz anti
