Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temalı “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” 26-27 Haziran 2026 tarihlerinde Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi.
İnsanlığın karşı karşıya bulunduğu ahlaki, sosyal ve çevresel krizlere Nebevî miras perspektifinden çözüm önerileri sunmak amacıyla gerçekleştirilen sempozyum, yayımlanan kapsamlı manifesto ile sona erdi.
İnsanlığın ilahi hakikatlerden uzaklaşması küresel sorunları derinleştirdi
“Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti Manifestosu” başlığıyla kamuoyuyla paylaşılan manifestoda, günümüz dünyasında yaşanan savaşlar, çevre felaketleri, toplumsal çözülmeler ve manevi boşluğun ortak bir krizin farklı yansımaları olduğu ifade edildi. Gazze’den Sudan’a, Ukrayna’dan Myanmar ve Doğu Türkistan’a kadar yaşanan insani trajedilere dikkat çekilen bildirgede, insanlığın ilahi hakikatlerden uzaklaşmasının küresel sorunları derinleştirdiği belirtildi.
Dünyanın büyük bir ahlaki krizle yüz yüze olduğu bir zamanda Âl-i Beyt Sempozyumu’nu düzenlemenin amacının, başta Müslümanlar olmak üzere bütün insanlığı Nebevî mirası hatırlamaya; onun üzerinde düşünmeye bir davet olduğu kaydedilen manifestoda, şöyle devam edildi:
“Hz. Peygamber’in beşeriyete hediye ettiği Kur’an’ın nuruyla ve penceresiyle kâinata ve topluma bakmaya ve anlamaya bir çağrıdır. İnsanın tarih boyunca kendisine sorduğu ‘Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun? Hayatının anlamı nedir?’ vb. sorulara Nebevi miras ışığında cevap aramaktır. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ‘Size iki şey bırakıyorum…’ hadisinde işaret ettiği iki temel emanet olan Kur’an-ı Kerim ve Âl-i Beyt’in, birbirini tamamlayan ilmî ve manevî rehberliğini akademik yöntemlerle incelemek; bu mirasın insanlığın ortak değerlerine sunduğu katkıyı disiplinler arası bir perspektifle ortaya koymak ve elde edilen bilgi birikimini akademi dışındaki geniş kitlelerle paylaşmaktır.”
Nebevi mirası hatırlamanın önemi…
Nebevi mirası hatırlamanın, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Hira Mağarası’nda aldığı ve en yakınlarından başlayarak bütün insanlığa duyurduğu bu nurun, bu manzarayı tamamen nasıl değiştirdiğini anlamaya bir davet olduğu dile getirilen manifestoda, şunlar kaydedildi:
“Hz. Peygamber’in getirdiği hakikat nuru sayesinde, kâinattaki bütün hareketler, çeşitlilikler, değişimler ve dönüşümler anlamsızlıktan ve kör tesadüflerin oyuncağı olmaktan kurtuldu. Her biri, Allah’ın kudretini ve hikmetini anlatan birer mektup, yaratılışın sırlarını gösteren birer işaret, Allah’ın isimlerini yansıtan birer ayna hâline geldi. Böylece bütün kâinat, Allah’ın hikmetini sergileyen büyük ve anlamlı bir kitaba dönüştü. Aynı nur, insanı diğer canlılardan daha zayıf, daha muhtaç ve daha kırılgan gösteren acziyetini ve ona hüzün, keder, endişe taşıyan aklını da aydınlattı. Bu aydınlanmış akılla insan, kendi aczini ve ihtiyaçlarını Allah’a yönelmenin bir vesilesi hâline getirerek bütün canlıların üstüne yükseldi. Aczini dua ve kullukla değerlendiren insan, nazlı bir sultan; ihtiyaçlarını Rabbine arz eden insan, yeryüzünün değerli bir emanetçisi (halifesi) oldu. Üstelik bunu zor kullanarak, baskı ve hâkimiyet kurarak yapmamıştır. Asıl fethettiği yerler insanların akılları, kalpleri, ruhları ve gönülleridir. İnsanların sevgisini kazanmış, akıllarına rehber olmuş, nefislerini eğitmiş ve ruhlarına sultanlık etmiştir.”
22 maddelik yol haritası
Veda Hutbesi’nden ve sempozyumda sunulan tebliğlerden ilham alınarak kaleme alınan manifestoda “varlık ve anlam”, “rahmet”, “toplumsal dönüşüm”, “aile”, “gençlik”, “yapay zekâ” ve “çağımıza çağrı” başlıkları altında 22 maddelik bir yol haritası ortaya konuldu.
Manifestonun “varlık ve anlam” ı ele alan ilk bölümünde, nübüvvetin insanın ve kâinatın anlamını kavramadaki temel rehber olduğu vurgulanırken; bilimin ve teknolojinin ancak vahyin ortaya koyduğu hikmet ve ahlaki ilkelerle buluştuğunda insanlığın gerçek faydasına hizmet edebileceği ifade edildi.
“Rahmet” başlığında ise merhametin yalnızca bireys
